Çocukların neye ihtiyacı var ?

Her çocuk farklı yetenekleri, eğilimleri, ilgileri ve engelleriyle kendini geliştirmek isteyen ve kendi öz yolunu bulmaya çalışan bir birey olarak dünyaya gelir. Bu anlamda eşsizdir, biriciktir. Aynı zamanda her çocuk kendini algılamak, tanımak, gerçekleştirmek ister ve bunun için daima aileden başlayan, yaşıtlarıyla, eğitimcilerle devam eden, topluma uzanan gruplardaki başka insanlarla yoğun ilişkiyi arar. Bu anlamda toplumsal alış-verişe muhtaç toplumsal bir varlıktır. Kendi yolunu hayat boyu, benzersiz bir birey olarak, başka insanlarla etkileşim halinde, toplum içinde arayacaktır. Çocuklar öğrenme yeteneği olan, öğrenme sevinci duyan ve öğrenmeye hazır varlıklardır. Gelişim pencereleri özellikle ilk çocukluk çağında ve ilk okul yıllarında sonuna kadar açıktır.

Çocuklarımızın yaşadıkları dünyayı bütün yapıp-etmelerimizle biçimlendiren, kendi yollarını bulma çabalarında onlara ilk eşlik eden, sonuna kadar açık pencerlerinden baktıklarında ilk gördükleri yetişkinler olarak, çocuklarımızın bu süreci sağlıklı, mutlu ve verimli yaşayabilmeleri için, bizlere son derece önemli ve hassas bir sorumluluk düşer !

Çocukların,

• itaat temelli bir pedagojiye

• salt zihinsel ve tek yönlü, edilgen bir öğretime yani « eğitilmeye »

• yetişkin dünyasının zaman çizelgelerine

• yetişkinlerin ister istemez politik ya da ekonomik kaygılarla şekillenen düşüncelerine/dayatmalarına/kurallarına

• aşırı korunup kollanmaya

İHTİYAÇLARI YOKTUR !

 

Çocukların

• saygı, sevgi ve güven duygularına

• taklit edebilecekleri güler yüzlü, olgun, tutarlı yetişkin örneklere

• her birinin kendine özgü ve farklı hızdaki gelişme sürecine zaman tanınmasına

• yetişkinlerin « başarı » kaygılarından uzak, neşeli ve mutlu bir öğrenme ortamına

• zaten sahip oldukları öğrenme arzularının ve sevinçlerinin teşvik edilmesine

• bu ilkelerle hareket edecek anne-babanın ve iyi eğitilmiş pedagogların sadece itinalı kılavuzluğuna ve desteğine

İHTİYAÇLARI VARDIR !

 

Bedensel sağlık ve duygusal/ruhsal denge biribirine bağlı olarak gelişir

Hepimiz çocuklarımızın bedensel, duygusal ve ruhsal olarak sağlıklı gelişmelerini isteriz. Hastalanırlarsa da en kısa zamanda sağlıklarına kavuşmalarını umarız. Oysa günümüzde pek çok çocuk, yalnızca bulaşıcı hastalıklar, dış yaralanmalar ya da genetiğe bağlı nedenlerle hastalanmıyor. Aksine çoğu, yetersiz yaşam koşulları nedeniyle hastalanıyor : en yakın yetişkinlerin onlara pek az zaman ayırabilmeleri nedeniyle yalnızlığa düşüyorlar; önlerinde insanî modeller eksik olduğu için dil gelişiminde gecikmeler oluyor; saatler süren televizyon izlemeler onları edilgen kılıyor; şiddet içeren filmlerle haşır neşir olmaktan dolayı saldırganlaşıyorlar; sürekli uyaran seline maruz kaldıkları için uyku bozuklukları çekiyorlar ; zaten hiperaktif ve maddeleşmiş bir dünyada yaşamak zorunda kaldıkları için hiperaktif oluyorlar...

Oysa, bedensel sağlığın temellerini atan ve sağlıklı kalabilmesi için vücudumuzu sürekli destekleyen, duygusal ve ruhsal gelişimimizindeki dengelerdir. Çocukların dengeli gelişebilmeleri için « tutarlılık hissi » ne ihtiyaçları vardır.

Tutarlılık hissini üç temel öge oluşturur :

Anlaşılabilirlik : Dünyayı, herşeyi biribirine bağlayan bağlarla, neden-sonuç ilişkileriyle birlikte tanımayı öğrenmek.

Uygulanabilirlik : Kendi gelişen kuvvetlerine ve yeteneklerine güven kazanmak. Yapmak istediklerini gerçekleştirebilmek için yeterli iç ve dış kaynağa sahip olduğu hissini yerleştirmek.

Anlamlılık : Kendi davranışlarının, duygularının ve düşüncelerinin anlamlılığını keşfetmek. Yaşamaya devam etme çabasını anlamlı kılan, peşinden koşmaya değer hedeflerin ve projelerin var olduğunu hissetmek.

 

Kaynak: ESDD "Waldorf Pedagojisi genel tanıtım"

http://www.egitimsanatidostlari.org/wp-content/uploads/brochure-waldorf.pdf